Eski Dostlar


Hani bazı eşyalarınızı saklarsınız ve yıllar sonra bir sandığın içinde bir başka eşyanızı ararken ona rastlarsınız ya, işte o anda aslında o yıllar öncesinde unuttuğunuz eşyanın ne kadar değerli bir şey olduğunu anlarsınız. Kendinize sorarsınız "neden bu kadar zamandır ben bunu hiç gün yüzüne çıkarmadım?" diye. Cevabını bulamazsınız. Belki başka şeylerle meşgul olmuşsunuzdur, gündeminizi kaplayan başka şeyler vardır. Belki de ona gerçekten hiç ihtiyaç duymamışsınızdır. Duysanız da aklınıza gelmemiştir, başka yollar aramışsınızdır.

Düşünürsünüz, kendinizle yüzleşirsiniz; o sizin için gerçekten değerliydi, hala da değerli. Onu yıllarca hatırlamamış olmanız onu artık değersiz bulduğunuz anlamına gelmemeli! Bunu istersiniz. Bazen öyledir fakat bazen öyle değildir.

Geçmiş her zaman bana ulaşılmaz gelmiştir, gelecek de öyle. Ulaşmaya çalışmanın da manası yoktur ya zaten anı yaşamasını seven bir insan için. O eşyayı bulduğunuz an geçmiş anılarınız gözünüzde canlanır. Bazen iyi, bazen kötü... Gözünüzde canlananlar yüzünüzü güldürüyorsa o anı tekrar yaşamayı, tekrar o zamanda olmayı istersiniz. Elinizdeki eşyanın üzerindeki tozların olmadığı zamanda...

Bazen tozlarını aldıktan sonra birden günlük yaşantınıza tekrar dahil oluverir, onun eski yerine artık başka şeyler gelmişse de eski günlerin hatırına yenilerinin yanında onu da kullanmaya çalışırsınız. Bazen de artık onun yerini başka şeyler tutuyordur.

Eski dostlar da öyle değil midir? İşte; Bazen öyledir fakat bazen öyle değildir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder